Tanım
Bağlantılarım
»
»
»
»
|
akıllı # deli# salak...........
|
AKILLI & DELİ & SALAK
Adamin lastigi tam timarhanenin önünde patlamis,
kaldirima ancak yanasabilmis.
Sonraki islem malum... Kriko, stepne, bijon anahtari
derken, birde bunlarin yanina talihsizlik eklenince, söktügü 4 adet bijon yuvarlanip yagmur mazgalina
düser.
Mazgal açilir gibi degil, bijonlar görünür gibi degil Talihsiz sürücü bir sagina bakar, bir soluna bakar,
çaresiz duygular içinde kaderiyle basbasa, kaldirima
çöker.
Olayi en basindan beri timarhanenin demir parmaklikli
penceresinden
izleyen bir deli,çaresiz adamin halini bir süre daha
aciyarak izledikten
sonra seslenir;
- Ulan salaaak! Sen ne yapiyorsun orda öyle?
- Sorma birader, lastik patladi ve degistirirken
bijonlari mazgala düsürdüm.
- Düsündügün seye bak! Sök öbür lastiklerden birer
tane Sök hepsi 3 bijonlu olsun.
Adam bir lastiklere bakar birde deliye ve hemen ise
girisir. Herseyi tamamlayip bagaj kapagini kapatan
sürücünün akli deliye takilir.
Arabasina binmeden evvel döner dikkatli dikkatli
adama bakar. Akil hastanesindeki adama seslenir:
-Senin ne isin var timarhanede? diye sorar
- Biz burada ' delilik'ten yatiyoruz kardesim, salaklık 'tan degil
|
Tarih: 13:04, 20/12/2005 |
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
bunları biliniz yahut aklınızda bulunsun...............
|
KurtarmaAmerikan Uluslararasi Ekip Sefinin Onerileri
> >1) "Binalar çökerken basitçe "çömelen ve korunan" kişiler istisnasız
> >her defasında ezilerek ölüyorlar. Masa, araba gibi nesnelerin altına
> >giren kişiler her zaman ezilirler.
> >
> >2) Kediler, köpekler ve bebekler'in hepsi doğal bir şekilde dizlerini
> >ana rahmindeki gibi karınlarına doğru çekerek kıvrılırlar. Deprem
> >anında sizde bu şekilde kıvrılmalısınız. Bu doğal bir güvenlik ve
> >hayatta kalma içgüdüsüdür. Daha küçük bir boşlukta hayatta
> >kalabilirsiniz. Hafifçe ezilecek ama yanında boşluk yaratacak bir
> >kanepenin, geniş büyük bir eşyanı yanında dur.
> >
> >3) Ahşap evler deprem anındaki en güvenli yapılardır. Sebebi basittir;
> >ahşap esnektir ve depremin zorlamasıyla hareket eder. Eğer ahşap bina
> >çökerse geniş yaşam boşlukları oluşur. Ayrıca, ahşap binalar daha az
> >yoğunlukta yıkılış ağırlığına sahiptir. Tuğla binalar ayrı tuğla
> >parçalarına ayrılacaklardır.Tuğlalar bir çok yaralanmalara sebep
> >olacaktır, ama (beton)bloklardan daha az ezilmiş vücutlar yaratırlar.
> >
> >4) Eğer gece yataktayken deprem olursa, basitce yuvarlanarak yataktan
> >düşün. Yatağın çevresinde güvenli bir boşluk oluşacaktır. Oteller
> >müşterilerine deprem anında yatakların yanında yere uzanmalarını salık
> >veren bir uyarı notunu odalarda her kapının arkasına asarlarsa
> >depremlerde çok büyük hayatta kalma oranlarını sağlayabilirler.
> >
> >5) Televizyon izlerken deprem olursa ve kolayca kapıdan veya pencereden
> >dışarı kaçmak mümkün değilse, kanepe veya büyük bir
> >koltuğun/sandalyenin yanında cenin pozisyonunda kıvrılarak yere uzanın..
> >
> >6) Bina çökerken Kapı kirişlerinin altına geçen herkes ölür...Nasıl mı
> >Eğer kapı kirişlerinin altına geçerseniz ve kapı kirişi öne veya arkaya
> >doğru düşürse inen tavanın altında ezilirsiniz. Eğer kapı kirişi yana
> >doğru yıkılırsa ikiye bölünürsünüz. Her iki durumda da ölürsünüz!
> >
> >7)Hiçbir zaman merdivenlere gitmeyin/yönelmeyin. Merdivenler (ana
> >binadan) farklı bir "frekans aralığına" sahiptir; ana binadan
> >bağımsız/ayrı olarak sarsılırlar. Merdivenler ve binanın geri kalanı
> >devamlı olarak birbirlerine çarparlar, ta ki merdivenlerin yıkılışı
> >gerçekleşene kadar.Merdivenlere ulaşan insanlar basamaklar yüzünden
>yaralanırlar.
> >Korkunç şekilde sakatlanırlar. Bina yıkılmasa dahi, merdivenlerden uzak
> >durun. Merdivenler binanın hasar görmesi en muhtemel kısmıdır. Depremde
> >yıkılmamış olsa dahi, merdivenler bağırarak kaçmaya çalışan insanların
> >aşırı yüklenmesi ile çökebilir.Merdivenler binanın geri kalan kısmı
> >zarar görmemiş olsa dahi her zaman güvenlik açısından kontrolden
>geçirilmelidir.
> >
> >Binanın dış duvarlarına yakın yerlerde durun, mümkünse dışına çıkın.
> >Binanın iç kısımlarındansa dış kısımlarına yakın yerlerde olmak çok
> >daha iyidir. Binanın dış çevresinden ne kadar içeride olursanız, çıkıp
> >yolunuzun kapanma ihtimali o kadar artacaktır.
> >
> >
> >9) Aynen Nimitz yolundaki katlar arasındaki (yıkılan) blokların meydana
> >getirdiği gibi, deprem anında üst yolun yıkılmasıyla ezilen araçların
> >içinde bulunan insanlar ezilirler. San Fransisco depreminin
> >kurbanlarının hepsi araçlarının içindeydiler. Hepsi öldü. Araçlarının
> >dışına çıkıp,aracın yanına uzanıp veya oturarak kolaylıkla hayatta
> >kalabilirlerdi. Ölen herkes eğer araçlarından çıkıp, araçlarının yanına
> >oturabilseler veya uzanabilselerdi yaşıyor olabilirdi. Ezilen bütün
> >araçların yanında-kolonların direkt olarak üzerine düştüğü araçlar
> >hariç- 3 feet yükseklikte boşluklar oluşmuştu.
> >
> >10) Enkaz halindeki gazete ofislerini ve çok miktarda kağıdın olduğu
> >ofisleri dolaşırken kağıdın sıkışmadığını/ ezilmediğini keşfettim.
> >Kağıt yığınlarının/kümelerinin etrafında geniş boşluklar bulunur/oluşur.
|
Tarih: 14:11, 26/10/2005 |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ÇOK ÖNEMLİ UYARI........................
|
Eger cep telefonu kullaniyorsaniz ve arandiginizda, sizi iletirim >>>>>>> > >şirketinden aradiklarini soyleyip #90 veya #09 tuslamanizi >>>>>>>isterlerse, >>>>>>> > >BUNU >>>>>>> > >KESINLIKLE YAPMAYIN VE VE TELEFONU HEMEN >>>>>>> > >KAPATIN. Bu sahte bir ?irkettir ve bir kez #90 veya #09 >>>>>>>tusladiginiz >>>>>>> > >zaman >>>>>>> > >SIM kartinizdaki bilgileri okuyup sizin hesabinizdan gorusmeler >>>>>>> > >yapabilmektedir. Bu mesaji tum arkadaslariniza gonderin. >>>>>>> > > >>>>>>> > >Eger ozellikle Yahoo,Hotmail vb. internet ortaminda calisan >>>>>>>e-posta >>>>>>> > >sunucularinda hesabiniz varsa cok dikkatli olun. >>>>>>> > >Bu bilgi 2 Agustos 2005 sabahi itibariyle Microsoft ve Norton'dan >>>>>>> > >alinmistir. "LIFE IS BEUTIFUL.PPS" adli gorunuste zararsiz bir >>>>>>>Power >>>>>>> > >Point eklentisi olan bir e-posta alirsaniz bunu ASLA ACMAYIN VE >>>>>>>HEMEN >>>>>>> > >SILIN. Eger acarsaniz ekranda "It is too late now, your life is >>>>>>>no >>>>>>> > >longer >>>>>>> > >beautiful"(Artik cok gec,hayatin artik daha guzel degil) mesaji >>>>>>> > >gozukecek ve >>>>>>> > >bilgisayarinizdaki her seyi kaybedeceksiniz. Bu, Cumartesi >>>>>>>itibariyle >>>>>>> > >yayilmaya baslayan yeni bir virustur. AOL de bunu dogrulamistir. >>>>>>> > >Antivurus >>>>>>> > >yazilimlari bunu belirleyememekte ve yokedememektedir. Bu virus >>>>>>>kendine >>>>>>> > >"life owner" diyen bir bilgisayar korsani tarafindan
|
Tarih: 22:44, 11/9/2005 |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
.......MÜHENDİSLİK FIKRALARI........
|
TERCİH
iki mühendislik öğrencisi kampus içerisinde yürürken biri diğerine sorar;
-Bu muhteşem bisikleti de nerden buldun? diğeri cevap verir.
-Dün tek başıma dolaşırken bir yandan da okulu bitirince ne iş yapacağımı düşünüyordum.Birden bu bisikletin üzerinde nefis bir kız geldi ve yanımda durdu.Bisikleti çimenlerin üzerine bıraktı ve üzerindeki bütün giysileri çıkarttı.Sonrada bana;
-Hangisini istiyorsan al dedi
Diğer öğrenci arkadaşını doğrularcasına başını sallayarak,
-İyi seçim yapmışsın,elbiseler belki sana uymayabilirdi.
KEDİ VE MÜHENDİS
Adamın biri bir gün yolda giderken otostop yapan bir kedi görür,durur ve arabaya alır.Kedi ön koltuğa geçer ve dile gelir;
-Ben aslında bir insanım,eğer benim başımı bir kere okşarsan çok güzel bir prenses haline gelirim ,der.
Adam güler ve arabayı sürmeye dewam eder.Kedi tekrar dile gelir;
-Eğer benim başımı okşarsan çok güzel bir prenses olacağım ve seninle 1 hafta kalmaya razıyım der.Adam tekrar güler ve iki elini de direksiyondan ayırmayarak sürmeye dewam eder.
Kedi sıkılmaya başlar ve der ki;
-Eğer benim başımı okşar ve güzel bir prenses haline çevirirsen seninle bir hafta kalırım ve istediğin herşeyi yaparım.
Adam yine güler,sonunda kedi dayanamaz;
-Senin neyin var?sana çok güzel bir prenses olduğumu ve beni öpersen 1 hafta seninle kalıp istediğin herşeyi yapacağımı söledim.Neden beni öpmüyorsun?
Sonunda adam konuşur;
-Bak ben bir mühendisim.Konuşan bir kedi,bir prensesten daha ilginç geliyor.
MÜHENDİS CEHENNEME GİDERSE
Bir mühendis ölmüş ve büyük bir yanlışlık sonucunda cehenneme atılmış.Cehennemin konforundan hoşnut kalmayan mühendis bir takım iyileştirmeler yapmaya başlamış.Kısa bir süre sonra cehennem ,klimalıodaları,otomatik tuvaletleri,asansörleri,içecek otomatları ve diğer lüksleri ile bayağı rahat bir yer haline gelmiş.Bu arada mühendisin de iyice tanınıp sevildiğini söylemeye gerek yok.
Derken günün birinde cennet meleği,şeytanı aramış:
-Selam,cehennemde işler nasıl gidiyor? neler yapıyorsunuz?
Şeytan,memnun mesut gülümsemiş;
-Ohoo... Biz burada çok iyiyiz.Bir mühendis düştü buraya ki sorma gitsin.İnanılmaz lüks ve konforlu bir yer yaptı bizim orayı.Bir görsen,tuvaletlerimiz otomatik,kola makinemiz bile war.
Melek şaşırır;
-Nee! Mühendis mi dedin? O adamın burada olması lazımdı.Çabuk onu buraya gönderin!
Şeytan:Mümkünü yok! Kadromda bir mühendisin olmasından çok memnunum ve onu burada tutacağım!Diye çıkışmış.
Cennet meleği sinirle bağırmış:
Onu çabuk buraya gönder,yoksaseni dava ederim!
Şeytan katıla katıla gülerken şunları söylemiş:
Yok yaa!Nasıl yapıcaksın bunu? Bütün avukatlar bizim tarafta!............
|
Tarih: 18:58, 5/9/2005 |
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
INSANITY'S CRECENDO.......................
|
gently hold our heads
gently hold our heads on high
aimless time in fear new hide
overthrow the plan
confusion lies in all my wors
mad is the soul
we barricade ourselves in hales of temperament
this is the dawning of a new age
a heart that beats the wrong way
insanity's crescendo
windcolour second sight
a touch of silence and violence of dark
ıllusion span the aroma of time
shadowlife and the scent of nothingness
infinite fall of instinct
order of one spells deceit
infinite lack of trust
order of one obsolete
oh escaping time is all we last ahead
when it's found,can judgement make amends?
from face fed impressions
let us mortify the mind
each soul to violate
each instinct to be rendered false
torn asunder be the the conventional form and frames
now of the blood of heaven
unlearn and the cleansing comes
felt atremor in the pillars of the senses
cursed victim of a distance near
the first dream the clearest vision
aimlessly steer towards our night
we belong to thee
oh dearest bliss unnerving silence
entagled within
dimly begotten in clarity found
virginlike tears for impurity bound
beseech be who darken the stars and the sky
to greet now this vision an emerald down
empty the sun carve out the wind
insanity!s crecendo
tear out he blinded eye
lament of thunder take comfort in fear
lightning veins in crude exterior
voice the oppression voice the hypocrisy
lay down the law that made instinct fall
escape now and revert
this cleansing rebirth
torn asunder be
affect me not darkened vision
insanity's crecendo
grimly tread the footsteps torn
rebellious stand the seeker tall
the thorn of insanity!s hand
take this darkened vision from my sight
nailed to the image of idnarance
each soul to violate
for the bloob of heaven........
DARK TRANQUİLİTY
|
Tarih: 22:15, 4/9/2005 |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Can Dündar'dan.................
|
ARADA BiR ÇOK >BUNALDIĞINIZDA >... > > >Bir zamanlar bir >psikoloji kitabında okuduğum bir bölüm >vardı... > > >Hayatın ve getirilerinin kıymetini >anlamak için tavsiye edilen bir metod > > >vardı >içinde.. > > >Deniyordu ki; "arada bir, çok >bunaldığınızda, hayatın sizin için >çekilmez > > >hale geldiğini düşündüğünüzde kendinize >10 dakika ayırın ve kendi cenaze > > >töreninizi >düşünün"... > > >Cümleyi ilk okuduğumda >çarpılmıştım... > > >Ben girişin akabinde pozitif bir gelişme >ve tavsiye bekliyordum... > > >Ama " kendi ölümümüzü ve cenazemizi " >düşünmemiz tavsiye ediliyordu... > > >Tüylerim diken diken oldu ve yazarın >saçmaladığını düşündüm o an... > > >Ama önyargı düşmanı biri olarak okumaya >devam ettim... > > >Diyordu ki; "bunları düşündüğünüzde >dünyadaki yerinizi, dünyayı > > >terkettiğinizde oluşacak boşluğu, >sevdikleriniz ve sizi sevenler için > > >öneminizi anlayacaksınız... özellikle >insanların sizin için neler > > >söyleyeceklerini, onlar için ne ifade >ettiğinizi hissetmeye çalışın... > > >O andan geriye dönme şansınız >olmadığını, hayat denen kredinizin >bittiğini > > >ve onlara yanıt verme şansınız >olmadığını düşünün... > > >Tekrar sarılma, bir kez daha öpme >ihtimalinizin bittiğini hissedin... > > >Dünyadaki küslüklerin, ayrılıkların, >kavgaların yanında bu acının ve geri > > >dönülmezliğin korkunç çaresizliğini >yaşayın... > > >Bırakın canınız yansın, bırakın alevler >içinde kavrulsun tüm ruhunuz... > > >Orada, o musalla taşında düşünün >kendinizi... > > >Seyredin şu an çevrenizde olanların yüz >ifadelerini... > > >Akıllarından ve yüreklerinden geçen >cümleleri hayal edin... > > >************** > > >Kitaba devam etmeden bıraktım kenara ve >gözlerimi kapatıp aynen düşünmeye > > >başladım... Eşimi, oğlumu, annemi, >babamı, kardeşlerimi ve diğer tüm > > >çevremi oturttum tek tek kendi cenaze >törenimdeki yerlerine... birer birer > > >yerleştirdim tabutumun çevresine >hepsini... > > >hayatımda çok nadir bu kadar canım >yanmıştı... görüyordum işte "babaaaa..." >diye > > >ağlayan biricik >oğlumu... > > >Eşim kucağında "ağlayan emanetimle" >ayakta durmaya çalışıyordu > > >perperişan... Koca çınar babacığım, >belli belirsiz dualar okuyordu, o gözümden >hala > > >gitmeyen vakur duruşuyla... Annem, >ciğerinden bir parça canlı canlı > > >koparılmış gibi hem içine hem dışına >akıtıyordu gözyaşlarını... > > >Kardeşlerim, akrabalarım "çok erken >gitti, doyamadı oğluna.."diyordu > > >acıyan ses tonlarıyla... Ve dostlarım... >Onlar da şaşkındı... Bazısı "daha > > >dün birlikteydik, nasıl olur.." >diyordu... Bunları seyredip onlara >"hayır > > >ölmedim, burdayım.." demek istedim hayal >olduğunu unutup... Sonra anladım > > >yazarın ne demek istediğini daha >devamını okumadan kitabın... > > >************* > > >Farkındalık önemli bir kavramdır >psikolojide... > > >Belki de hiç aklımıza gelmeyen ve >gelmeyecek bir farkındalığı göstermek istemişti >yazar... > > >Kitabı okumaya ne gücüm kalmıştı, ne de >isteğim... > > >Almam gereken dersi ve mesajı >almıştım... Şimdi ne kitabın adını ne >de > > >yazarı >hatırlamıyorum... > > >Şu an bunları yazarken bile çok kötü >oldum... Bu olayda tek farkındalık da > > >yok üstelik... Biraz kendime geldikten >sonra devam ettim hayatımın en zor > > >hayaline... Sırada çevremdekilerin >ölümümün akabinde neler söyleyecekleri vardı... > > > >Usulen ve nezaketen söylenenlerin >dışında... Onlarda bıraktığım izleri, yaşananları >ve > > >yaşanamayanları elden geçirerek ben >konuşturacaktım hayalimde... > > >İçlerini okuyacaktım, senaryo bana ait >olarak... Yaşarken neler yazmıştım, ölümümle neler >okuyacaktım... > > >Gerçek duygularıydı ulaşmaya çalıştığım, >ölüm acısının etkisiyle girilen > > >duygusal mod değildi, deşifre etmem >gereken metin... > > >Diğerlerine geçmiyorum... Bu yazıyı şu >an yazıp sizlerle paylaştığıma göre > > >"diğerlerine" artık sizler de >dahilsiniz... > > >Düşünün, birgün bir mail ulaşıyor >mail-boxınıza "ölmüş" diye... > > >Sizler kimbilir neler düşünür ve >yazardınız... > > >Eşim şu an yanımda ağlıyor, sanki >gerçekmiş gibi... > > >Oysa ki yazarın amacı "Yaşamanın ve hala >nefes alıyor almanın kıymetini" > > >göstermekti...Benim de öyle...Lafı çok >uzattım farkındayım...Ama hayat > > >dediğimiz çözümü zor süreç 2 satırla >özetlenemeyecek kadar girintili >çıkıntılı... > > >ben o gün kurduğum o hayalle, canımın >tüm yanmasına rağmen YENİDEN >DOĞDUM... > > >Bilgisayar diliyle "format attım >hayatıma"... Sahip olduklarımın farkına vardım ve hala >nefes > > >alıyor olduğum için >şükrettim... > > >Gözlerimi açtığım anda o kötü ve acı >sahne bitmiş, oyun perde demişti... > > >Peki ya hayal değil de, gerçek olsaydı >ve perde bir daha açılmamak > > >üzere >kapansaydı... > > >İşte bu final bu yazıyı buraya kadar >okumanıza değmiş olmalı... > > >Belki gerildiniz, kötü oldunuz ama >devamını getirirseniz buna değer > > >bence... > > >Ben bu akşam melankoliğim ve biraz >abartmış olabilirim... > > >Hani sanatçı ve şairiz ya ondandır >belki... Bence bu yazıyı sadece okuyarak >bırakmayın... > > >LÜTFEN ARADA BİR, BURADAN ALDIKLARINIZI >TARTIN, > > >DÜŞÜNÜN VE HAYATINIZI GÖZDEN >GEÇİRİN... > > >Ölümün kime ve ne zaman geleceğini Yüce >Allah' tan başka bilen yok... > > >İşte bu yüzden hazır yaşıyorken ve nefes >alıyorken yapabileceklerinizi > > >yapın, >ertelemeyin... > > >Bilerek - bilmeyerek kırdığınız kalpleri >tamir edin... > > >Sizi sevenlere ve sevdiklerinize daha >fazla zaman ayırın... > > >Biraz Hıncal abi tarzı olacak ama, >sevginizi ve verdiğiniz değeri haykırın onlara iş işten >geçmeden... > > >Ve en önemlisi; VERDİĞİ -VERMEDİĞİ, >ALDIĞI - ALMADIĞI HERŞEY İÇİN, > > >TEKRAR TEKRAR ŞÜKREDİN YÜCELER YÜCESİ >YARADAN'A
|
Tarih: 12:39, 31/8/2005 |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
kendime format atmak istiyorum...........................
|
kendime şaşırıyorum bazen...Unutmak istiyorum biçok şeyi ama başaramıyorum hergün bi öncekinin aynısı hayatımda değişen hiçbişey yok,içimde sürekli kemiren beni eriten bişey war.ama ne yazıkki onu içimden söküp atamıyorum.Anılar war hergün gözümün önünde canlanıyo,tekrardan başa sarıyorum! içimden alıp başımı gitmek geliyor,hiç bilmediğim bi yere,tanımadıım insanların yanına orda kimseyle eskilerden konuşmamalıyım kimse bana bişeyi hatırlatmamalı saatin kaç olduu dışında! zaman dedim bana iyi gelir zamn geçiyo ama ben hep aynıyım hergün yine kendimi kandırıyorum sanırım.Artık faarklı bir boyutta yaşadıımı düşünüyorum arada bi dünyaya dönüyorum sonra yine boyut...unutmak istiyorum herşeyi ve sewmek istiyorum deli gibi................
|
Tarih: 21:18, 27/8/2005 |
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
uzaklık senden nefret ediyorum...................
|
Bu nasıl bir tatil sanırım adlandıramıyorum.Bir tarafım gülbahçe bir tarafım dikenler.Anladığımı sandığım hiç birşeyi anlamıyorum aslında ne hissettiğmi kesinleştiremiyorum neyi ne kadar istiyorum bilmiyorum.ama önümde hep aynı engel herşey için ama herşey için hep bu engel söz konusu UZAK.......istediklerim hep bana uzak ,yakınlaşmaya cesaretimde yok ! belkide bu uzaklık kawramı cesaretsizlikten doğdu... yalancı insanlar,eski sewgililer,aptal insanlar,yawşak insanlar,hödükler neyse allahtan bunlardan uzak duruyorum hiç
tahammülüm yok...sanırım artık yapmam gereken tek bişey war isteklerimi büyük bir azimle bir bir gerçekleştirmek yani uzakları yakınlaştırmak..........................................................................
|
Tarih: 11:39, 26/8/2005 |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
türkler ilaç devlerinin kobayı
|
Türkler ilaç devlerinin kobayı! [IMG] İlaçlar dört klonik safhayı geçtikten sonra ilaç haline gelir. Bizde ise 3'ün aşama sonrasında ilaca ruhsat veriliyor. Yani bunun anlamı şu: İlaçlar halkın üzerinde deneniyor!
Sabah'tan Balçiçek Pamir'in haberi: Hapı 'ham haliyle' yutmuşuz!
Sağlık Bakanlığı eski Eczacılık Genel Müdürü Necla Bal'ın şok iddiası: İlaçlar dört klinik safhayı aştıktan sonra ilaç haline gelir... Bizde 3'üncü aşama sonrası ilaca ruhsat veriliyor. İlaçlar halkın üzerinde deneniyor...
Denenen ilaç ruhsatsız Çocuklar üzerinde deneyi yasaklayan yasa maddesinin sessiz sedasız değiştiği günlerde Türk eczacılar toplanıp milletvekillerine "Çocuklarımızı koruyun" diyen bir uyarı yazısı yollamış.
Sayın milletvekili, "Ceza Kanunu'nun 90. maddesi 3. fıkrasında yapılmak istenen değişikliğe ilişkin düşüncelerimizi aşağıda imzası olan bizler, siz değerli milletvekilimize bildirmek istiyoruz. Yaşanan acı deneyler nedeniyle batı ülkelerinde beyaz ırktan denek bulmakta güçlük çeken uluslararası ilaç tekelleri, ne yazık ki son yıllarda hedef olarak ülkemizi seçmiş bulunmaktadırlar. Henüz birkaç ay önce ülkemizde yaşanan "Vioxx" ve "Celebrex" isimli ilaçlar bu alanda etik değerlerden ne kadar uzaklaşıldığını gösteren sadece iki örnektir.
Son günlerde bütün dünyanın gündeminde olan bu ilaçlar nedeniyle, Türk bilim adamlarına göre; Türkiye'de ölü sayısı 4000 olarak tahmin edilmektedir. Bunun yanı sıra kardiyak yan etkilere bağlı ölümlere neden olan bu ilaçların kullanımından dolayı kaç bin ölüm ve felç vakası olduğunu bilme şansımız yoktur. Oysa, şu günlerde dünya basınında bu iki ilacın ölümcül etkilerinin önceden üretici firmalarca bilindiği halde piyasaya verildiği yazılmaktadır. Bu nedenle ülkemizde uluslararası ilaç tekellerinin halkımızın yoksul kesimlerini bilimsel deney altında kobay olarak kullanmalarına karşı olduğumuzu sizlere bildirmek istedik. Yakın bir gelecekte karşılaşacağımız önemli sakıncaları şöyle özetleyebiliriz. 1- Genetik mutasyona neden olarak genleri bozulmuş yeni nesiller doğması olasılığı var.
2- Ölüm ve sakat kalma riski her zaman bulunmaktadır.
3- Yaşam boyu sürecek ciddi ve kitlesel sağlık sorunları ile karşılaşabiliriz. Yeni Türk Ceza Yasası'nın ilgili maddesi, dünyada bilimsel olarak kabul görmüş tedavi protokollerine aykırılık taşımıyor. Ve yine uluslararası standartlarda kabul gören yeni tedavi yöntemlerine de engel oluşturmuyor. Bu anlamda Türk hekimlerine güveniyoruz. Ancak, ilaç olmaya aday olarak geliştirildiği öne sürülen
1- Biyo-teknoloji ürünlerinin
2- Kimyasal maddelerin
3- Bitkisel kaynaklı maddelerin hiçbir şekilde çocuklarımız ve halkımız üzerinde denenmesini istemiyoruz. Bu anlamda milletin temsilcileri olarak sizlerin de buna izin vermeyeceğinizi düşünüyoruz. Milyar dolarlar kazanmak uğruna tüm etik değerlerin hiçe sayıldığı bir dünyada bebeklerimizi, çocuklarımızı ve yetişkin insanımızı ileride geri dönüşü olmayan risklerle dolu bu alanda, uluslar arası laboratuvarın kobayları olmalarına izin vermeyeceğimizi ümit ediyoruz."
Yukarıdaki mektup İstanbul Eczacı Odası ve Çağdaş Eczacılar Derneği tarafından Adalet Komisyonu üyesi milletvekillerine yazıldı. Tarih çok ilginç, 24 Mart 2005. Yani yeni TCK'nın "sağlıklı çocuklar üzerinde deney yapılamaz" maddesinin sessiz sedasız değiştirildiği aynı aya rastlıyor. Mektubun altındaki imzalar TEB İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. Zafer Kaplan ve Çağdaş Eczacılar Derneği Genel Başkanı Ecz. Rıfat Güney'e ait. "O dönemde deney maddesinin çocuklar için olumsuz yönde değişeceğini duyduk ve bütün milletvekillerine aynı yazıyı gönderdik. Biz elimizden geleni yaptık" diyorlar. "Uyardık ama dinlemediler."
İLAÇ FİRMALARI DEVREDE
Sağlık Bakanlığı Eski İlaç ve Eczacılık Genel Müdürü Necla Bal'ın iddiaları ise son derece ciddi. "Daha önce yetişkinlerde deney yapılmasının yolu yasada açılmıştı ama en azından çocuklar korunuyordu. Ancak ilaç lobisi bu konuda sessiz sedasız faaliyete geçti. Milletvekillerine de Türkiye'de çocuklarda sağlık hizmetinin duracağı şeklinde sözlerle çocuklarımızın denek olması için çaba gösterdiler." Necla Bal'a deney maddesinde değişikliğe onay veren bazı milletvekillerinin "Denenen ilaçlar ruhsatlı" açıklamasını hatırlatıyorum. "Onu da anlatayım" diyor: "İlaçların klinik deneyleri 4 safhadan geçiriliyor. Denemenin 4. aşaması piyasaya sürüldükten sonraki aşamadır.
Yani ilaç olarak kullandığımız maddelerdir bunlar. Yapılan yasa değişiklikleriyle, artık sadece 3. aşamada olan ilaçlara 6 ay gibi kısa bir sürede ruhsat alabilmek mümkün. O noktada ilaçları üzerimizde deniyorlar. Bazılarının aslında "Bu ilaçlar ruhsatlı" demesi de bundan. Oysa araştırmalar tamamlanmamış. Deneme aşamasındaki bu ilaçlar firmalara milyonlarca dolar kar getiriyor. Hem denek oluyoruz hem de denemenin maliyetini biz ödüyoruz. İlaç firmaları bazı hekimlere 'şu kadar kutu ilaç yazarsan sana yurtdışı tatili, altına araba veririz' diyorlar. Hekim ilacı yazıyor çünkü yasal sorumluluğu yok. Aynı etkiyi yaratan ve tüm yan etkileri bilinen ilaçlar yerine bunları yazıyor." Necla Bal Türkiye'nin özellikle çocuklar açısından bir denek cenneti olduğunu da söylüyor. "Fazla söze gerek yok zaten niyetlerini saklamıyorlar ki. 'Türkiye'de ilaç araştırması yapılacak' diye ilan veriyor, şirket kuruyorlar."
|
Tarih: 10:57, 23/8/2005 |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
KADER SAYISI
|
>KADER SAYINIZI NASIL BULACAKSIN ? > > > > > >Yasam çarkının kader > >sayısını bulmak için doğduğun > > >ayın değeriyle doğum > > >günü ve yılının > >sayılarını yan yana toplaman > > >gerekiyor. > > >Ayların sayı değerleri: > > >Ocak....................................1 > > >Şubat...................................2 > > >Mart.....................................3 > > >Nisan....................................4 > > >Mayıs...................................5 > > >Haziran.................................6 > > >Temmuz................................7 > > >Ağustos................................8 > > >Eylül.....................................9 > > >Ekim.....................................1 > > >Kasım....................................2 > > >Aralık....................................3 > > >Sıra kader sayını bulmaya geldi. > >Tablodan doğduğun > > >ayın değerini > > >bulup gün ve yıl ile birlikte topla. > > > > > >Örneğin; 3 Nisan 1964 'te doğmuşsan > >3+4+1964=1971 > > >1+9+7+1=18 > > >1+8=9 > > >Kader sayin 9 > > > > > >KADER SAYISI 1 > > >"LİDER", yol gosterici ve > >planlayışısınız. Gerçekten > > >güclü bir kişiliğiniz > > >var. Yeriniz kaptan köşkü. Başkalaruna > >boyun eğmek > > >sizin için yabancu bir kavram. Son derece > >yaratıcı ve > > >yeteneklisiniz.Düşüncelerinizi bir an evvel > >yasama > > >geçirmek, gerçekleştirmek için gerekli olan > >mucadeleci > > >ruhu sizde mevcut. Yükselme hırsı ise > >yaşamınızın > > >temelini oluşturuyor. Arzu ettiğiniz > >başarıya ulaşmak > > >için yılmadan > >çalışıyorsunuz.Yöneticilik > >yeteneğiniz > > >olduğu için olaylara hemen hakim > > >olabiliyorsunuz.Yaşamın her alanında > >bu yeteneğiniz > > >geçerli. Kararlılık, güc ve irade > >hırsınızın araçları. > > >Ve siz bu araçları büyük bir beceri ile > > >kullanıyorsunuz. Zaman zaman bu niteliklerin > >olumsuz > > >yönlerini sergilediğiniz oluyor. Böyle > >durumlarda son > > >derece saldırgan olabiliyorsunuz. Oysa > >istediğinizi > > >elde etmenin yolu ilişkilerinizde inceliği > >elden > > >bırakmadan halletmek..Bazen eleştiren ve > >emreden > > >oluyorsunuz ama size eleştiri > >yapıldığında > > >kahroluyorsunuz. Aslında son derece hassas bir > > >kalbiniz var. Bu durumda kalbinizin sesini dinleyin. > > >Kısa zamanda hem liderliğinizi hemde > > >dostlarınını yeniden > >kazanırsınız. > > > > > >KADER SAYISI 2 > > >"YARDIMCI" Sizi başkalarından ayıran > >iki yönünüz var. > > >Taktik ve insan ilişkilerinde gösterdiğiniz > >ustalık ve > > >beceri ile üstesinden gelemeyeceğiniz hiç bir > >şey yok. > > >Yaşamınızdaki anahtar kelime > >işbirliği. Uyumsuzluk ve > > >tartışmalı konular sisteminizi hemen > >etkiliyor. Bu > > >yüzden başınıza böyle bir şey > >geldiğinde bütün > > >gücünüzle durumu düzeltmeye > >çalışıyorsunuz. Zarif bir > > >insansınız bunun yanı sıra > >başkalarını da cok > > >düşünüyorsunuz kırmamaya > >calışıyorsunuz. Bu yüzden > > >çevrenizden dostlarınız hiç eksik olmuyor. > >Kader > > >Çarkının diğer sayılarından > >daha mucadeleci bir ruha > > >sahipsiniz ( 9'dan sonra ). Ancak yaşamın > >guzel > > >zevklerinden hic mahrum kalmıyorsunuz. 2 > >rakamı > > >toparlayıcılıgın > > >sayısıdır. Ruhunuzun birlestirici > >yönünü > > >alevlendiriyor. Mutluluguzun temel > > >kosulu ise uyum yaptıgınız hersey de > >sanki bir sihir > > >var.Cunku bir kavramı ele alıp onun icini > >doldurmakta > > >ustunuze yok. Baskalarının yardıma > >ihtiyacı > > >oldugunda ortaya cıkıyorsunuz ama > >gerektiginde hic > > >kimsenin yardımı olmadan isinizi kendi > >basınıza > > >halledebiliyorsunuz. > > > > > >KADER SAYISI 3 > > >"SECICI" Orgutlenme yetenegi ve yoneticilik sizde > > >toplanıyor. Becerikli bir insansınız > >bu ozelliginiz > > >sayesinde basarı ve mutluluk dolu bir yasam sizi > > >bekliyor İnsanın dogasını ve > >zaaflarını ıyı > >bıldıgınız > > >ıcın ınsanlıgı duzeltmek > >amacına yonelık meslekler > > >secıyorsunuz. Aslında cok > >bagıslayıcı ve halden > > >anlayıcı bır > >ınsansınız. Otorıte en onemlı > >sılahınız. > > >Yonetıcı olarak > >gırdıgınız her yerde bu > >sılahı > > >kullanıyorsunuz. Ne kadar buyuk bır > >toplulukla > > >calısırsanız basarınız ve > >kazancınızda o derece buyuk > > >olacaktır. Endustrı, sırket ve > >orgutlerde yonetıcı > > >yeteneklerınızı en ıyı > >sekılde kullanabılırsınız. > >Cok > > >cesur bır ınsansınız. > >Amaclarınız ve yapmanız > > >gerekenlerı cok ıyı > >bılıyorsunuz. Amacınız > >herkesın > > >hareket ozgurlugunden faydalanmasını > >saglamak. Ama bu > > >da sıze gore bellı bır > >dısıplın ıcınde olmalı. > >Kendı > > >ozgurlugunuz ıcın baskalarını > >ıncıtmekten > > >hoslanmıyorsunuz. Dogal olarak > >baskalarının da bunu > > >sıze yapmasına ızın > >vermıyorsunuz. > > > > > >KADER SAYISI 4 > > >"DUVARCI" Yasam carkınızın > >sayısı kareyı sımgelıyor. > > >Bu adalet ve esıtlık > > >demektır.Sız ıse bu karenın tam > >ortasında dort > > >tarafınız cevrılı oldugu > >ıcın kıpırdayamıyorsunuz. > > >Bıraz da hareket ve renk lazım degıl > >mı hayatınızda? > > >Sadece yukarıya dogru > >gelısebılıyorsunuz. Kare yasamın > > >tum pratık yonlerını temsıl > >edıyor. Ama olaylara > > >degısık acılardan bakmayı > >basaramıyorsunuz. Yasam > > >carkına gelecekte olacak ıyı > >seylerın temelı dıye de > > >bakabılırsınız. Sabırlı > >ve sebatlı bırısınız > >calısmaya > > >her an hazırsınız. Aynen bır > >duvar ustası gıbı > > >araclarınız mantık ve yontemdır. > >Sızın ıcın belırlı > > >kalıplar var, onların dısına > >cıkmayı ıse hıc aklınıza > > >getırmıyorsunuz. Sadık ve > >guvenılır bır > >kısısınız. > > >Ancak > > >muhafazakarlık sızı > >kısıtlıyor. Ayrıntılar > >ıse sızın > > >bazı cabalarınızın > >sonuclanmasını > > >engellıyor. Kendı > >fıkırlerınızı > >baskalarına zorla > > >kabul ettırmeye calısmazsanız > >ılerlemenız daha kolay > > >olacaktır. Bır sanatcının yada > >mımarın sıze kavram > > >olarak sundugu bıcımı tum > >ayrıntıları ıle gozunuzde > > >canlandırabılırsınız. Bundan > >sonra da kendı pratık > > >yaklasımınızla projeyı > >kagıda dokebılırsınız. > >Kımse > > >sızın ıcın gorev ve > >sorumluluklardan kacıyor dıyemez > > >cunku nerede guvene ıhtıyac varsa orada > >sızı > > >buluyorlar. > > > > > >KADER SAYISI 5 > > >"YAZICI" Dogustan Merkur > >ozellıklerınız var. Enerjı > > >canlısınız. Ince bır > >zekanızın yanı sıra > >ıyımser bır > > >kısılıgınız var.. Yasam > >sızın ıcın cesaret gerektıren > > >bır macera. Eglenmesını dahası > >yasamasını cok ıyı > > >bılıyorsunuz. Yasamın > >degıskenlıgı sızın > >degısık ve > > >cesıtlılıge olan duskunlugunuzle tam > >bır uyum ıcınde > > >oldugundan yasama rahatlıkla ayak > >uydurabılırsınız. > > >Dunyanın merkezı olmaktan > >hoslanıyorsunuz Ama > > >olmadıgınızı bır turlu kabul > >Etmek istemıyorsunuz. > > >Ozgurlugunuze cok duskunsunuz. Ve hıc bır > >seyın sızı > > >ozgurlugunuzden alıkoymasına ızın > >vermıyorsunuz. > > >Sozcuklerı kullanmada cok > > >basarılısınız. Bundan dolayı > >konusmaya dayalı > > >mesleklerde cok basarılı olursunuz. Eglence > >ve yazın > > >dunyasında bır yıldız > >gıbı > >parlayabılırsınız.Ancak > > >ustun konusma yetenegınız bazen sorunlarada > >yol > > >acabılır. Bılmedıgınız > >konulara dalarak mahcup > > >olabılırsınız. Degısken > >bır karakterınız var. Bu kotu > > >bır ozellık degıl. > >Kımılerı ıcın bır zevk > >de > > >denılebılır. Sıze gore > >akıllı ınsan zamana ayak > > >uydurmak zorundadır. > >Ihtıyaclarınızın neler oldugunu > > >bılıyor ve bu ugurda yapmanız > >gerekenlerden > > >kacmıyorsunuz. Sızın ıcın > >mutluluga gıden yol buradan > > >gecıyor. Her ne pahasına olursa olsun > >almak. Mutluluk > > >kendınızı ıfade etmek ve > >basarıya ulasmaktır. > > > > > >KADER SAYISI 6 > > >"OGRETMEN" Sızın dunyanızın > >yonetıcısı asktır. Aslında > > >kıme asık oldugunuzun cok da onemı > >yoktur. Ve > > >evrendekı gorevınız bu > >Felsefıyı ogretmektır. > >Amacınız > > >ıse baskalarına yardım etmektır. > >Aska ve ılgıye olan > > >asırı > >ıhtıyacınızın arkasında > >kendınıze olan > > >guvensızlıgınız yatar. > >Aılede gerceklestırdıgınız > > >huzuru, cevrenıze sonrada tum dunyaya yaymak > >amacların > > >en onemlısı. Kabalıga, bayalıga > >asla tahammul > > >edemıyorsunuz. Ikılı > >ılıskıler tercıhınız. > >Kalabalıkta > > >kendınızı savunmasız > >hıssedıyorsunuz. Muzıkten, guzel > > >sanatlardan anlıyorsunuz. Yasamın > >guzellıklerıne olan > > >sevgınızı bu alanlarda uzmanlasarak > >dıle > > >getırıyorsunuz. Kendınızden cok > >baskalarını dusunme > > >ozellıgınız, sızı > >genclerın danısmanı, > >yaslıların > > >sırdası ve dunyanın ogretmenı > >yapıyor. Cok ender > > >elestırıyorsunuz. Aslında > >sızı rahatsız eden cok az > > >sey var. Yanınızda > >sevgılınız olsun yeter. > > >Gorevlerınızın sıze > >yukledıgı sorumluluk aslında > > >gorundugunden de agır. Ancak bu agır > >gorevlerın > > >onemını gayet ıyı > >bılıyorsunuz. Yasamdakı > > >gorevlerınızı yerıne > >getırerek buyuk mutluluga > > >ulasabılırsınız. > > > > > >KADER SAYISI 7 > > >"MıSTıK" (Gizemli Güçleri Olan) > >Gozlemcı bır yapıya > > >sahıpsınız herseyın > >ardındakı nedenı aramanız en buyuk > > >ozellıgınız. Yuzeysel hıc > >bır sey sızı tatmın > > >etmıyor. Tersıne merakınızı > >korukluyor. Mıstık > > >konuları, yenı ve eskı ılım > > >alanları ılgınızı fazla > >cekıyor. Tıpkı bır doktor > > >gıbısınız. Sorunlu ınsanlar > > >aradıkları huzuru sızde buluyor. > >Sızın elınızde adeta > > >sıhırlı bır guc var. > > >Mesafelı tavrınız sızı > >dıger ınsanlardan ayırıyor. > > >Ancak yasamın derınlıklerıne > >ınenler sızı > > >anlayabılır,suskun donemlerınıze > >bır anlam verebılır. > > >Nıtekım zaman zaman boyle manasızca > >ıcınıze > > >kapandıgınız oluyor. Insanlar ılk > >tanısdıklarında > > >sızden cekınıyor. Dogustan > >ıtıbarlısınız adeta. > > >Yerınız ne olursa olsun daıma > >ılgı > > >uyandırıyorsunuz. Felsefı ve kulturel > >konulara ılgınız > > >buyuk. Ancak tam olarak cozebılmız > >degılsınız. Muzık > > >yazmak, kesıfler yapmak > >yaratıcılıgınızı > > >kullanabılecegınız alanlardan. > >Sızın ıcın sanatcıların > > >eserlerınden yararlanmadan yasamak yasamak > >degıl. > > >Bazen yasam sızın ıcın bır > >dus kırıklıgı olsada daha > > >ogrenecegınız cok sey var. Genelde karamsar > >ve suskun > > >bır yapıya > >sahıpsınız.Yalnız da yasamayı > >basarabılecek > > >nadır kısılerdensınız. Hayat > >konusunda bazen > > >umutsuzluga dustugunuz de oluyor. Ancak felsefı > >bakıs > > >acınız yasamın nereden > >kaynakladıgını ortaya cıkaracak > > >kudrette. > > > > > >KADER SAYISI 8 > > >"SANATCI" Herseyı net olarak ıfade etme > >yetenegıne > > >hatta herseyı net > > >olarak hıssetme yetenegıne sahıp > >olmasanızda, zekanın > > >yasamınızda buyuk > > >bır onemı var. Cok cesıtlı > >konulardan zevk alıyorsunuz > > >Zamanınızı buyuk > > >kısmını da hayallere > >ayırıyorsunuz. Fakat yasamın salt > > >eglence olmadıgının > > >farkındasınız. Cok yonlu olmak en > >buyuk ozellıgınız. > > >Cok ve cesıtlı yeteneklerınız > >var. Cabuk kavramak da > > >bunlardan bırı. Fakat ınsanlar > >hakkında kolay > > >yanılgıya dusuyor, gercek > >yuzlerını cok gec > > >farkedebılıyorsunuz. Bılgıye > >anında ulasmanın > > >yollarını bılıyorsunuz. Ancak > >bılıme yetenegınız ve > > >duskunlugunuz fazla degıl. Cunku > >zamanınızın cogunu > > >gercek bır bılım adamı > >gıbı bılıme adamak yerıne > >daha > > >sanatsal ve sportıf faalıyetlerden > >hoslanıyorsunuz. > > >Hossohbet ve eglencelısınız. Bu > >ozellıklerınız de > > >kolay arkadas edınmenızı > >saglıyor. Pek cok ınsan sızı > > >sevıyor ama sızı gercekten anlayan cok > >az ınsan > > >oluyor. Bunun sebebı karmakarısık > >ruhunuzun > > >derınlıklerıne > >ınebılmeyı cok az > >kısının > > >basarabılmesı. Ugrastıgınız > >sıze zevk veren konulardan > > >cabuk > > >bıkıyorsunuz. Olayları genelde oldugu > >gıbı > > >kabullenıyorsunuz.Yanı fazla dert > > >edınmıyorsunuz. Zaten mucadele etmekten de > >hoslanmıyor > > >cabuk pes edıyorsunuz. Kıvrak zekaya > >sahıp > > >oldugunuzdan baskalarını > >acımasızca elestırmekten > > >kacınmıyorsunuz. Sozcuklerı > >kullanmadakı yetenegınız > > >ıyı Bır elestırmen, yazar, > >konusmacı, ya da sunucu > > >olmanızı saglayabılır. > >Sevgısız yasamayan bır > > >ınsansınız. bu yuzden sızı > >seven ve anlayan bırıyle > > >Bırlıkte olmadıkca mutlu olmanız > >mumkun degıl. > > > > > >KADER SAYISI 9 > > >"METAFIZIKCI" Yasamınız, perdenın > >gerısındekı esrarı, > > >ruhun ve gızlı ılmın > >ardındakı anlamı cozmekle > > >gecıyor. Yasamınızın amacı > >gercegı yalnızca gercegı > > >ogrenmek Bu konuda cok basarılı oldugunuz > >da bır > > >gercek. İnsanları tanımak > >ıcın genellıkle 5 dk. > > >ozlemlemenız yeterlı. Hayatı > >sevıyor fakat cok az > > >kısıyı sevmeye deger buluyorsunuz. > >Hayatınızın her > > >alanında comert ve kusursuz olmak > >ıstıyorsunuz. > > >Karsınızdakılerın de en az > >sızın kadar kusursuz ve > > >guvenılır olmasını beklıyor, > >bu yuzden zaman zaman cok > > >acı cekıyorsunuz. Cok guclusunuz fakat > >cabuk ıncınen > > >altın bır kalbe > >sahıbısınız. Cok az ınsana > >gercek sızı > > >tanıma fırsatı verıyor, onlara da > >fazlaca deger > > >verıyorsunuz. Psıkolojık olayları > >anlama yetenegınız > > >muazzam. Ancak sızın > >dısınızda gelısen olaylar > >sızı ve > > >ruh halınızı fazlasıyla > >etkılıyor.Bagımsızlıgınıza > >ve > > >ozgurlugunuze duskunsunuz . Yıne de > >sevgıyı herseyın > > >ustunde tutuyorsunuz. Hayatınız > >karısıklıkları cozmek > > >uzerıne kurulu oldugu ıcın mucadele > >etmekten > > >yorulmuyorsunuz. Hemen her sevıyeden > >ınsanla anlasma > > >yetenegıne ve sonsuz sabra > >sahıpsınız. Insanların > > >ıhtıyaclarını onlar soylemeden > >anlıyor ve yardımlarına > > >kosuyorsunuz. Cok ıyı bır > >dınleyıcı, gozlemcı ve yol > > >gosterıcısınız bu yuzden > >ıyı bır psıkolog veya > > >konusmacı olabılırsınız. >
|
Tarih: 12:28, 29/7/2005 |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|